çelişki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çelişki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

 Ayelet Shaked  üzerine,  yeniden...


Fotoğrafını paylaştığım bu güzel kadının siyasetçi olduğuna inanmak istemezdim ama kendisi İsrail Parlementosu Knesset'te bir milletvekili. Adı: Ayelet Shaked. Birkaç yıl önce dikkat çeken açıklamalarını kendi blogumdaki şu yazılarımda paylaşmıştım:
İsrail-3 (Seçkiler)  ve  İSRAİL Çarkı.

Geçmişte yaptığı açıklamalarda, Gazze'ye ülkesinin yaptığı askeri operasyonlarda Filistinli annelerin ve çocuklarının ölümünü talihsiz bir durum olarak görmediğini, bilakis annelerin "küçük yılanlar" doğurduğu için öldürülmesi gerektiğini söylemişti.
Eklemek isterim ki kendisi Adalet Bakanı iken bunları söyledi.

Şimdilerde de  "İsrail olarak Kürt devletine ihtiyacımız var", "YPG'yi destekleyelim",  mazlum-ezilen Kürtlere destek olalım, uluslararası güçler Türkiye'ye müdahale etsin, gibi peş peşe açıklamalar yapıyor.  "Kürtlerin bağımsızlık arzusuna destek olmalıyız. Bunu hak ediyorlar" ,  "Türklerle savaşta kahraman Kürtlere başarılar diliyorum"  da dedi en son.  Zaten güncel haberlerde adını sıklıkla okuyoruz şu günlerde...

Demem o ki:  Irkçılık  ve nefret söylemini sıradanlaştırmış insanların, başkalarına "insan hakları" - "ilericilik" dersleri verme tiyatrosu devam ediyor. Ve Sümerler'den beri devam eden, Mezopotamya halklarına savaşarak kurtuluşlarını vaat etme yalanı her türlü dini ve din dışı sosa bandırılarak servis edilmeye hala devam etmekte... Mesela bunlar da siyasete inanmama ve siyasetçilere değer vermeme sebeplerimden biridir.

(Gerçi dürüstlüğünden dolayı tebrik etmek gerekir bu kadını. En azından yıllardır PKK ve bölgedeki bazı terör unsurlarına kesintisiz destek verip, sonradan kameralar önünde dostluk-kardeşlik-işbirliği edebiyatı yapan yavşaklardan değilmiş. "Özgürlüğü hak edip etmediklerini karar verme mercisi olarak kendisini görmesi  (ve aslında Kürtleri aşağılamasından da) ayrı bir kibir yazısı çıkar.  Siyasetçilerin genel olarak dininin aynı olduğunu bir kez daha hatırlatmış oldu bize özetle.)


 Kızların Sorunu Ne?  (3)

Bu ülkedeki kadınlara kalsa kadınlık hepten sallantıdaydı. Neyse ki bir şekilde hukuk devletiyiz.

İki gündür geceleri biraz Twitter'da geziniyorum. Özellikle kadına şiddet, dayak konularında denk geldiğim materyaller beyin yakıyor.

Mentalite şu:  Kadın evli değilse ve ünlü-ünsüzse; dayak yediğinde kınanmaz, ayıplanmaz, Kadından (veya Aileden) Sorumlu Devlet Bakanı konu hakkında zinhar açıklama yap(a)maz.

(Erkektir, canı isterse pencereden de fırlatır atar, kaburgalarını da kırar... Evli değilsen mahkemeye gidemezsin.)

Soru:  Neden hep sapla samanı karıştırıyoruz acaba biz?

"Aile Bakanı evli olmayan bir kadın darp edildi diye mağduru arayıp “Geçmiş olsun” der mi!" şeklinde bi tepki tviti okudum az önce ve bunu yazan bir kadındı.

Söyleyeceklerim bu kadar. Zaten özellikle kadınlar tarafından yayılan ve paylaşılan materyaller beyin hasarının boyutunu ortaya seriyor.

Allah hepinizi kocalarınızla bir yastıkta kocatsın!  (Amin)


 Güncel Yalanlar  ve  Yanılsamalar

 Güncel Yalanlar  ve  Yanılsamalar


Nedense  teröriste  "terörist"  diyen herkese  "komplo teorisyeni" diyen bir zihniyet çok sık karşılaşılır oldu son günlerde sosyal medyada. Bu da aslında pek çok arkadaşımızla temel ayrılık noktamız. Devlet düşmanlığı inadına çok haklı oldukları noktaları ve dahi mevzileri kaybettiler. İnatları uğruna kan akıtan siyasetlere ve küstahlıklara alkış tuttular.
Öldürülen Kürtse zalimlik, Türkse Arapsa "komplo teorisi"...
Böyle bir bakış.

Evet, son yıllarda okumuş-yazmış kesimde böyle bir yarılma yaşandı. "Kilis'e füze atılmış, insanlar ölmüş" diyorsun, "KOMPLO TEORİSİ" diyorlar ama teröristler öldürülünce  "katil T.C."  oluyor vesaire...

Hocalı Katliamı ile ilgili, coğrafyadaki geçmişten bugüne pek çok kanlı olay ile ilgili tek kelime edildiği de yok mesela,  zira katliamlar konusunda bile ayrımcılar.  T.C. devletinin yaptığı her şey kötü,  ABD gül çiçek dağıtıyor  ve  bu akan kanda neredeyse hiç mertebesinde payı var.  Anlayış bu olunca  "yerli ve milli"de  kenetlenmek de peşi sıra geliyor tabi...
Ve herkes birbirine ahlak dersi veriyor bu ülkede. Herkes haklı.  En haklı benim! kavgası.

Velhasıl pek çok arkadaşımızla yollarımız ayrıldı,  saygı ve sevgiden kaynaklı  "abi"  dediğimiz insanlar bir buz parçası gibi gözlerimizin önünde eridi.  Meğer bu insanların bu ülke, bu millet, insanlarımız, hatta insanlığa dair neredeyse hiçbir olumlu isteği yokmuş.

 Hassasiyet mi?  Aman uzak olsun!

 Hassasiyet mi?  Aman uzak olsun!


Eğer  hassas  biriysen,  bütün dünya senin üzerine oynar.  Kendi anan baban bile!   Bu böyle biline!

Kırk yılın başı istemeden yaptığın ortalama bir şey dahi  sağlam ayar sebebi olabilir;  halbuki aynı tavrı aynı ortamdaki birisi alışkanlık haline getirmiş bile olabilir.  Ama herkes onu  "O da öyle bir insan işte!"  diyerek 'öyle'  (yani olduğu gibi)  kabul ettiğinden,  mevzubahis hareketleri tartışma konusu dahi olmaz,  hatta uyarı bile almayabilir.  Ama hassası ezmeye fırsat bulunduğunda kimse bu fırsatı kaçırmaz.

Bu arada kanun mu  kader mi  yoksa "manyetik çekim alanı" kuralı gereği midir bilinmez,  hassaslar çoğu zaman birbirlerine destek de ver(e)mezler.  Böylece daha da yalnızlaşıp giderler.

Bu ve bunun gibi pek çok etkiden dolayı;  hassas insanlarda mide ve sindirim sistemi sorunları, sinirsel sorunlar, depresyon, içine atma, çift ruh geliştirme  (içinden dolup taşıp sövüp sayarken, dışından hep nazik ve sevecen bir tutum sergileme)  gibi belirtiler ortaklaşır.

Bu mutsuz insanlar,  hiç dağılmayan sisler kaplamış bulanık ruhlarıyla elbetteki çevrelerine de  negatif enerji  yaymaya başlar.
Sonra her şeyden alınıp gücenir... İlginçtir ki çevresindeki iyi niyetli insanlar bile gücendirici, kırıcı şeyler yapmaktadır.
Olumsuzluk diz boyu anlayacağınız.
İyisi mi bütün hassas insanları toptan yok edelim kampanyası başlatılsın,  olsun bitsin bu iş?


 CHP nereye koşuyor?


CHP:  Kafası karışık insanların kafası karışık partisi.  Hem "Atatürk'ün partisiyiz!"  deyip oylarını sırtlanır,  kendini "en bi Atatürkçü" görür  hem de ters kroşe yapar.  Yıllarca başkalarını takiyye  yapmakla suçlayanların, parti yönetimi ağırlıklı birkaç örneğine bakalım şimdi:

CHP Genel Başkan Yardımcısı:  Zeynep Altıok Akatlı  ile başlayalım.



Hanımefendi, TBMM milletvekili odalarında standart düzende mevcut bulunan Atatürk fotoğrafını odasından indirmiş;  bunları aşmak gerekiyormuş artık.  Ama Ata'nın partisinde tepe yönetici!
"Sınırın iki yanındaki kahraman direniş"  filan...  Kafalar gidik.




"Çok yanlış bi partidesiniz belle hanım",  dedikten sonra gelelim dün  CHP İstanbul İl Başkanlığına getirilen  Canan Kaftancıoğlu'na.
Kendisi hakkında o kadar çok materyal vardı ki,  işin içinden çok uzun zaman çıkamayacağımı anlayınca,  sadece rastgele birkaçını buraya aktarmaya karar verdim sonunda.  Bakalım:



Sanane başka partiden?  Sanane başka partilerin aldığı oy oranından, hele ki başarısından?  (Bu kadın il başkanlığına oynayan bir yönetici)  Seviyorsan git söyle bence.




Başka partinin başkanını öven bir diğer CHP Genel Başkan Yardımcısı:  Erdal Aksünger





İnsan kanından beslenen vampirler  ve  ölüseviciler.
Sizin gibiler ölen çocukları, gençleri  ve  Berkinleri ancak dilinize dolamak;  söylemlerinize siyasi sos, dekor olarak kullanmak için "elverişli ölüler" olarak görürsünüz.





Bu  "bizim"  kim oluyor acaba?
 (Konuşmasında sürekli olarak "biz/siz" diyenleri hiç sevmem)





Ermeni asıllı  CHP kadın milletvekili:  Selina Doğan
13 Mart 2016'da Ankara Güvenpark'taki bombalı saldırı sonrası yazıp sildiği tvit.  Hamfendi patlatılan insanlara değil, sadece patlatan teröriste yanıyor;  çünkü "o da bir insan":





Ankara Güvenpark'taki patlama sırasında  Sezgin Tanrıkulu  canlı yayında PKK kanalında.
Kendisi CHP'nin en güçlü adamı olarak görülüyor.  "Adeta ne derse o!" diyenleri yabana atmamak gerekir.






Aşağıda karışık bazı seçkiler sunuyorum.
CHP kurultayında  Risale  okuyan cemaatçi de var  (Kâzım Güleçyüz), kendi parti başkanından Twitter'da hesap soran yönetici de...
Mehmet Bekaroğlu vesaire...  Ayrıca Canan hanıma tekrar geri dönelim. Kendisi ilginç bir insan belli ki ve bir o kadar ilginç bir Ergenekon yorumu var:  "Virüsü gördüm!"
Canan hanım bazı açıklamalarında  "Atatürk'ün askeri değilim"  diyor,  bazı açıklamalarında ise bir anda yoldaşı oluveriyor!
Sevmiyorsan zorlama bence: Olmuyorsa zorlamayacaksın.








Bunu ayrıca büyük boyda koymak istedim. Hep söylediğim gibi, bu gibi kişiler İslam düşmanından çok Tanrı düşmanları. Tanrı'dan nefret eden, Tanrı ruhuyla savaşan, bunu da bir dolu parlak ışıltılı lafın gerisine sığıştıran nefret dolu kişiler.






Bir zamanlar  Ahmet Altan ve Taraf'a ağza alınmayacak hakaretler eden partililerin lideri bunları diyen.
Ama buradan da çıkartılması gereken dersler yok mu? Zamanında forum sitelerinde Ahmet Altan yazılarını paylaşanlara "FETOŞ FETOŞ" diyenler,  şimdi bu adamı kanatsız melek yapacaklar az kaldı.



KK'nın tek amacı onu kasetle oraya getirenlere yaranmak gibi duruyor.

"Kemal Kılıçdaroglu chpye tasfiye icin geldi,  gorevinde cok basarili o yuzden genel baskanligi birakmamak icon her seyi yapar"  demiş Twitter'da birisi.  (sobek)

Chp:  cemaatci veya kürtçü olup belediyelerden rant kovalayanlarin bulusma noktasi.
Bu ucune ilhan selcuklu, Ataturklu anlamlar yuklemeyin artik sene 2018 oldu.  (bkz)



"Yunan'a boş adacıklar için horozlanan Kılıçdaroğlu!  İstanbul CHP işgal edilmiş sen kılıcını çek de partini kurtar! Yoksa partin de sen de gidiyorsunuz! Sen evini süpür hele! Yapamayacaklarına değil, yapman gerekenlere odaklan yavrum!
Seçim kazanma ihtimalin yok da, seçime girme ihtimalin de kalmayacak! İşte bu tip horozlanmalara horozoşlaşma diyoruz!"
(Atila Demirkasımoğlu - 15 Ocak, Facebook)


"Cahiller CHP'ye oy vermez."  Bu da Anne sözü  :))
(Eklemelerim sürebilir)